ÖNEMLİ!!!

Bloga ulaşmak için http://fenerbahcembenim.site88.net adresini bookmark ettiyseniz bundan sonra http://www.fenerbahcembenim.org adresini kullanmanız gerekiyor.

RSS aboneliklerinizi de lüften yukarıdaki .org adresine girerek yenileyin.

 

Bu akşama kadar taşıma çalışmalarını sürdüreceğim, o yüzden karşınıza garip sayfalar çıkabilir… Yarından itibaren yeniden yayındayım.

tribün ateşiBazı şeyler o kadar çirkin, o kadar üzücü ya da o kadar bunaltıcıdır ki, bakmanın sizi kötü etkileyeceğini bilseniz bile arada bir bakmadan yapamazsınız. FOX’taki “Tribün Ateşi” programı da benim için böyle bir hal aldı. Tribünle ya da futbol ile alakalı olmamasının yanısıra ileride bu alakasızlığa bir de Jerry Springer konsepti eklenirse daha da büyük kitleleri zehirleyebileceğine inancım tam.

Derbi sonrası spor programı ya… az da olsa top nasıl oynandı iki kelam eder insan. Önce Adnan Aybaba küpe taktı, sonra Ersan bilmemkim hakem hatalarından ve Mahmut Uslu’dan bahsetti, Engin Verel ve Hayri Hiçler Adnan’a “bir kere deldirmekten bişey olmaz bırak soksun” gibi laflar etti. Sonra… Beşiktaş’a geçtiler.

Bizim memlekette kendini biraz kavrulmuş sayan, futbol seyircisine “gerizekalı” gözüyle bakar. Hepimize bu yafta takır takır yapıştırılmıştır muhtelif zamanlarda. Eğer buna futbol programı deniyorsa kavruklar bakınca başka ne desinler ki? Eğer bu programın adında “Tribün” lafı geçiyorsa, sen maça giderken ne düşünsünler ki?

Had safhada yaşadığımız dejenerasyon, popüler kültür açmazları, anladıklarımız ve anlayamadıklarımız iyiden iyiye acı çektirmeye başladı. Birkaç sene öncesine kadar futbola sadece parmakla dokunan popüler dinamikler iyiden iyiye kollarını içeriye sokmuş durumdalar. İşin daha da acısı bunları ciddiye alanların varlığı, bütün diğer şeyleri ciddiye alanların varlığı kadar acı. Erman Toroğlu bile bunların yanında ordinaryus kıvamındadır.

Döner dolaşır bir klişe gelir “halkımızın bu tarz şeylere ihtiyacı var, dikkatlerini dağıtmak, bir süre de olsa onları eğlendirmek, hayatın dertlerini unutturmak” Hadi canım siz de! Halkın ihtiyacı olan tek şey beyinlerinin dokunulmadan kalabilmiş parçalarını zehirlemeden biraz rahat durmanız.

 

4-4-2Her FB-gs maçı öncesinde tartılar ayarlanır. Mutlaka sağa ya da sola çeker tartı. Puan puana son haftaya girilip, maç Salt Lake City’de bile oynanacak olsa mutlaka tartıyı bir tarafa çekerler. Tartı matematiği ise basittir, 3 tane popüler rakam bulunur (ki bunlar genellikle sunidir), 2 tane ismin üzerinde durulur bir bakarsınız ki biri ağır basıyor. Buna da geleneksel şeyleri eklerler (ki bunlar genellikle gerçektir); Saracoğlu sendromu, samiyen cehennemi, kupa yorgunluğu vs. Bunlar harika iş görürler. gs’ın kadrosu yüzyılın kadrosudur, “ama Saracoğlu sendromu”. Rakamlarla ıskalayabileceklerini bilenler yanına bir “ama” koyarlar. Bir de derbinin tahmin edilemezliğinden dem vururlar.

Türkiye’de hangi takım tartının kefesini yere yapıştırmışsa 1-0 mağlup başlar oyuna. Bu konuda da en çok çeken hep Fenerbahçe’dir. Ya gerçekten üstündür ya da şişirilmiştir, ama eninde sonunda karşıdaki takım aşağılanmışlığın pompaladığı deli cesareti ve vitrin kaygıları ile deli gibi boğuşur, 22/20 enerji harcar. Derbilerde ise aşağılanmışlığın cesaretine bir de gurur ve g.t korkusu eklenir. Ne zaman “yeni 6-0″ları duysam bunlardan korkarım.

Bu haftaya sevgili spor kamuoyumuzun güzel gazlarıyla girdik. Benfica gibi bir “dünya devi”ni evinde deviren gs karşısında arsenal’den 10′luk olmaktan kılpayı kurtularak (skor 0-0, unutanlara!) gelen Fenerbahçe. Kadrolar karşılaştırıldığında “dünya yıldızlarıyla” dolu galatasaray ve “zayıf(!)” Fenerbahçe. Tabii unutmadan (ama!) Saracoğlu sendromu. Bunlara bir de olmayan diyalogları ekleyelim: “konuştuğum bütün Fenerbahçeli arkadaşlarım korkuyor, ilk kez bu kadar güvensiz gördüm!”

O Fenerbahçeli arkadaşları ben göremedim. Maç günü öğlenden itibaren “oralardaydım”, 1 tane bile göremedim. Masada bjk’nın ne alaka olduğundan falan bahsedildi, küfredildi, içki içildi, eski maç anıları anlatıldı, ama kimse “korkuyorum abi, kaybedebiliriz” demedi.

Neyse yaratılan bu gündem için kamuoyuna teşekkürü borç biliriz. Zaten olacaktı ama sayelerinde daha da rahat oldu.

Şimdi karşılaştırmamıza gelelim. Maç oynandı, skor belli, karşılaştırsak ne olacak! Değil! Bulutlar dağıldığına göre, açık havada görmek lazım isimlerin birbiriyle değil de ayakkabı numaraları ile karşılaştırıldığını. Bakalım dünya karması zayıf takım nasıl eşleşiyor.

Bu yazının tamamını okuyun »


 

İsmini duyduğumda dilim tutuluyor. 
Kalbim deli gibi çarpıyor. 
İçimi titreten tribündeki o Fener sesi‚ aklımı başımdan alıyor. 
İçimi titreten tribündeki o Fener sesi‚ aklımı başımdan alıyor. 

luganoTarih: 5 Kasım 2008

Saat: 21:45

Stad: Emirates

Hakemler: Roberto Rosetti, Stefano Ayroldi, Francesco Altomare (İtalya)

Arsenal: Fabianski, Toure, Djourou, Silvestre (Dk. 83 Song), Clichy, Ramsey (Dk. 60 Diaby), Denilson, Fabregas, Nasri, Bendtner (Dk. 60 Vela), Van Persie

Fenerbahçe: Volkan Demirel, Gökhan, Edu, Lugano, Roberto Carlos (Dk. 69 Vederson), Kazım (Dk. 59 Ali), Selçuk, Maldonado (Dk. 68 Josico), Uğur, Semih, Guiza

Sarı Kartlar: Dk. 19 Selçuk, Dk. 47 Lugano, Dk. 72 Vederson (Fenerbahçe) Dk. 22 Djourou, Dk. 76 Van Persie (Arsenal)

Kaynak: NTVSpor

Önce Alex’siz Arsenal maçı, ardından içeride son yılların en kritik gs maçı…

Sıcak gün yaklaşmadan insanlar rahat rahat “Zaten Arsenal maçından galibiyet beklemiyoruz, tepki olmaz. gs maçına konsantre oluruz” derler. Sonra bu haftaki eses maçında gördüğümüz gibi takım (hatalarıyla birlikte) deplasmandaki en iyi futbolunu oynasa bile bahtsızlık, becereriksizlik ve Aragones’in dediği gibi “topun bizi sevmemesi” ile birlikte sezonun en kritik haftasına giren takımı yerin dibine sokarlar.

Söylenecek çok şey olabilir, ancak bütün bunların sonucu aşağı yukarı şu olur: 2 maçı da kazanırsak 4 günde efsane oluruz, 2 maçı da kaybedersek 4 gün (kabul bunun geçmişi de var) içerisinde Küçükbakkalköyspor oluruz, Arsenal maçında beraberlik pozitif olur, gs maçında beraberlik hoş olmaz…

Peki benim için ne olur? Fenerbahçe olur. Başka ne olsun ki?

Tarih: 1 Kasım 2008

Saat: 19:00

Stad: Eskişehir Atatürk 

Hakemler: Kuddusi Müftüoğlu, Cem Satman, Volkan Narinç 

Eskişehirspor
Ivesa, Sezgin, Murat, Vucka, Tayfun, Bülent Ertuğrul, Serdar, Poljak (Dk. 78 Emre Toraman), Anderson(Dk. 89 Cumhur), Youla, Bülent Kocabey (Dk. 31 Sinan) 

Fenerbahçe
Volkan Demirel, Lugano, Roberto Carlos, Edu, Alex (Dk. 87 Deivid), Guiza, Selçuk (Dk. 54 Ali Bilgin), Semih, Uğur, Maldonado, Gökhan (Dk. 73 İlhan) 

Goller: Dk. 17 Anderson, Dk. 45 Serdar (Eskişehirspor), Dk. 14 Alex, Dk. 33 Alex (penaltı) (Fenerbahçe) 

Sarı kartlar: Dk. 66 Bülent Ertuğrul, Dk. 61 Serdar (Eskişehirspor), Dk. 45 Uğur, Dk. 73 Ali Bilgin (Fenerbahçe) 

Kırmızı kartlar: Dk. 29 Ivesa (Eskişehirspor)

Kaynak: Ajansspor

Tarih: 29 Ekim 2008

Saat: 20:00

Stad: Ankara 19 Mayıs 

Hakemler
Hakan Özkan xx, Alper Ulusoy xx, Adil Sinem xx 

Ankaragücü
Serkan, Elyasa, De Souza, Chaabani (Dk. 88 Tolga), Murat Duruer, Gökhan, Cem Can, Barbaros (Dk. 85 Burak Karaduman), Leandro (Dk. 70 Metin), Murat Erdoğan, Jaba 

Fenerbahçe
Volkan Babacan, Ali Bilgin, Edu, Yasin, Roberto Carlos, Kazım, Josico (Dk. 46 Maldonado), Deniz, Tümer(Dk. 46 Wederson), Burak (Dk. 63 Deivid), Semih 

Goller: Dk. 5 Semih (Fenerbahçe) 

Sarı kartlar: Dk. 32 Roberto Carlos, Dk. 84 Yasin (Fenerbahçe)

Kırmızı kartlar: Dk. 72 Kazım (Fenerbahçe) 

Kaynak: Ajansspor

Takip edenler (bu kadar zaman sessizlikten sonra hala takip eden varsa eğer) bilir, zaten bir süredir yazamıyordum. Bunun elbette kimse için ilginç olmayan bir sürü sebebi var. Tam parametreler düzeldi, tekrar bloga uzun zaman ayırabilecek ortam oluştu, bununla birlikte askerlik zamanı da geldi.

Aralık ayında (tercihan kısa dönem olmak üzere) askerlik görevimi tamamlamak üzere birliğime teslim oluyorum. Bu durumda blog da nadir birkaç post sayılmazsa Mayıs 2009′a kadar zaten kesik olarak yapabildiği yayına ara verecek.

Geri döndükten sonra çok daha düzenli update edilen çok daha düzenli içeriği olan bir bloga çevirmek istiyorum burayı. Yerleşik hayata tam olarak geçebileceğim için Fenerbahçe hayatımı buradan paylaşmak daha kolay olacak.

Aslında çok değişik projelerim var, bunları olgunlaştırmak için askerde bol bol zaman bulurum herhalde.

Aralık ayında atacağım “Ara veriyorum” postuma kadar şimdiye kadar olup bitenleri değerlendirmeye çalışacağım. Arada tabii ki derbiler oynanacak, muhtemelen şampiyonlar ligindeki akibetimiz belirlenecek. Zaman bulabilirsem bunlara da dokunmak istiyorum.

 

Tarih: 25 Ekim 2008

Saat: 19:00

Stad: Fenerbahçe Şükrü Saracoğlu

Hakemler: Tolga Özkalfa, Baki Tuncay Akkın, Nihat Mızrak

Fenerbahçe
Volkan Demirel, Gökhan, Edu, Lugano, Roberto Carlos, Semih (Dk. 77 Deivid), Josico (Dk. 63 Ali), Selçuk, Uğur, Alex (Dk. 85 Maldonado), Guiza

Bursaspor
Ivankov, Veli, Ömer, Serdar, Mustafa Keçeli, Mustafa Sarp, Bekir Ozan, Yusuf, Romashcenko (Dk. 66 Melo) Sercan (Dk. 58 Rodrigues), Gökhan (Dk. 53 Zuniga)

Goller: Dk. 6 Lugano, Dk. 50 Uğur, Dk. 67 Edu, Dk. 75 Alex, Dk. 90 Deivid (Fenerbahçe), Dk. 81 Rodrigues, Dk. 88 Bekir (Bursaspor)

Sarı Kartlar: Dk. 45 Alex ve Edu, Dk. 68 Selçuk (Fenerbahçe), Dk. 90 Zuniga (Bursaspor)

Kırmızı Kartlar: Dk. 82 Selçuk (Fenerbahçe)

Kaynak: Ajansspor

FireStats icon Powered by FireStats